Antalya'da Alman-Türk Bilimsel İşbirliği Forumu

Fotograf büyültme Başkonsolos yaptığı açılış konuşmasında Antalya Akdeniz Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne ve Friedrich-Ebert-Vakfı’na çok sayıda tanınmış Alman ve Türk bilim adamlarının foruma katılımını sağlayan girişimlerinden dolayı teşekkür etti. Forum katılımcıları Alman-Türk bilimsel işbirliğinin durumu ve yeni bir yüzyılın başında müşterek yürütebilecekleri yeni arastırma alanları hakkında görüştüler. Olağanüstü organize edilen forumun evsahipliği Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç.Dr. Erol Esen tarafından yapıldı. Yurtiçi ve yurtdışından gelen konuklar için Antalya Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. İsrafil Kurtcephe tarafından bir akşam resepsiyonu verildi.

 

Başkonsolosun yaptığı konuşmadan bazı alıntılar:

 

Bugünkü Forum 30’lu yıllarda başlayan bilimsel işbirliğinin devamıdır. Bu, Alman-Türk Bilimsel işbirliğinin oluşmasını sağlayan üç adımdan birincisi idi. Türkiye, Nazi rejiminden kaçıp Almanya’dan gelen sayısız bilim adamını ve eğitim uzmanını kabul etmiştir. Bu kişiler genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk eğitim ve üniversite sisteminin yapılandırılmasına dahil olmuşlardır.

 

İkinci adım ise 60’lı yıllarda, Almanya’nın ekonomisi ve sanayisinin yeniden yapılandırılması için yeterli iş gücüne sahip olmadığı tarihte atıldı. İkinci süreç çok uzun sürdü, ancak bugün ekonomik, kültürel, sosyal ve bilimsel açıdan izninizle bütünüyle başarılı olarak nitelendirebileceğim ikili ilişkilere sahibiz.

 

Ve günümüzde bir çok Türk kökenli iyi eğitimli yüksek okul mezunu genç Türkiye’ye dönüyor. Bu kişiler üretim odaklı şirketlerde, kültür veya bilim alanlarında önemli pozisyonlara geliyorlar.

 

Çoğu bu günün Almanya’sında artık olağan olan ancak bundan sadece 25 yıl önce kurulan Uygulamalı Bilimler Üniversiteleri’nde yüksek okul eğitimi almış kişilerdir. Bu üniversiteler Alman ekonomisinin iyi meslek eğitimli genç insanlara olan gittikçe artan ancak mevcut üniversiteler tarafından karşılanamayan ihtiyaçtan doğmuştur.

 

Bilim ve araştırma alanlarındaki sorumluluk her daim ülkelerimizin klasik üniversitelerinde olacaktır. Gençlere önemli ve esaslı yeni bilgiler sağlayan, temel araştırmalara hazırlayan öğrenim sunmaları beklenmektedir. Almanya’da bu tarz üniversitelerin mezunlarına örnek olarak namlı ve temel araştırma odaklı Max-Planck-Enstitülerinde rastlayabiliyoruz. Aralarından bazı Alman Nobel ödülü sahibi çıkmıştır. Bu nedenle, Ekselansları Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Gül ve Almanya Federal Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı Sayın Wulff’un tam da bahsettiğim tarzda bir Alman-Türk Üniversitesi’nin kuruluşu hususunda imzaladıkları anlaşmayı önemli bir prensip kararı olarak nitelendiriyorum. Bu Üniversite, Alman-Türk ilişkilerimizi bilimsel işbirliği konusunda yeni bir aşamaya taşıyabilir. Ev sahibi ülkeme ve iki ülkenin bilimi adına bu üniversitenin ortak kuruluşuna giden yolun hızlıca ilerlemesini diliyorum. Çünkü bir ülkenin inovasyon gücü her zaman ulusal ve uluslararası tanınmış lisansları ile ölçülmüştür.

 Uygulamalı Bilimler Üniversitelerinin bu genç akademik eğitimi klasik üniversitelerinin eğitimi ve araştırmalarının yanı sıra bulunmaktadır. Her iki sistem, klasik üniversiteler ve Alman Meslek Yüksek Okulları, birbirlerini dışlamayan, birbirinden bağımsız iki sistemdir.

Antalya'da Alman-Türk Bilimsel İşbirliği Forumu